John Wick Chapter 2 (2017) | İnceleme

1


İlk John Wick’i izledikten sonra beklentilerim artmış bir şekilde gittim bu yeni filme. Aksiyonu yine yerinde ve gayet güzeldi. Ama John Wick 1’in hemen sonrasındaki gün bunu izleyince, Chapter 2’de bir şeyler eksik gibiydi. Aksiyon çok sık bölündü konuşmalarla. Hele ki Bowery King (Laurence Fishburne) ile bir sahneleri vardı ki… Nedense o sahnenin neden filme konduğunu anlayamadım. Evet film ilerlesin diye konmuş bir sonraki basamaktı, ama diyaloglar çok boştu. O sahnenin geçtiği mekan anlatıldı, tanıtıldı falan, ancak pek bir gereksiz geldi bana. Bu mekanın tanıtılmasıyla, 3. filmde de burayla ilgili bir şeyler olabileceği izlenimini uyandırdı bende.

Yine konudan kısaca bahsedecek olursam; hatırlarsanız güzelim arabayı Ruslara kaptırmıştı ilk bölümde. Bölüm 2 ise o arabayı bulup geri aldığı bir sahneyle başlıyor. Buranın detayına pek girmiyorum, arabasını geri alıyor… Ama arabanın perti çıkıyor ve tamire gidiyor. Bu araba 3. filmde tekrar gün yüzüne çıkacak ve bakalım yeni filmde kaç dakika dayanabilecek.

Bu bölüm John Wick’i emeklilik hayatından alıkoyan şey ise bağlı olduğu grubun kurallarıyla alakalı. Kurallara fazlaca önem veren tarikatımsı grupta, John Wick bu işleri geri dönmemek adına bıraktığına dair yemin ediyor. Ama intikamını almak için tekrar John Wick’e dönüşünce yeminini bozmuş oluyor. Bunun bedeli olarak da, o grupta bu işlere bakan bir İtalyanın istediği bir kişiyi öldürmesi gerekiyor. Bunu reddedince evini yakıp kül ediyorlar. John da kurallara bağlı kalarak önce İtalyanın istediği kişiyi öldürüyor (aslında o kişi intihar ediyor) sonra da İtalyanın peşine düşüyor.

Bu bölümde sık sık diyalog vardı evet. Ama bunun yanında, John’un ekipmanlarını ve kıyafetlerini nereden ve nasıl temin ettiğini derinlemesine öğrendik. Bu yapının içine biraz daha girdik ve kurallarını da iyice idrak ettik. Tüm bunlar, 3. film için bir hazırlıkmış gibi geliyor bana. 

Bir karşılaştırma yapacak olursak, ilk filmde basit bir amaç vardı ve sosyal yapıya pek değinilmemişti. Ama ikincisinde bu sosyal yapıyla iç içeydik ve bu açıdan da ilkine göre daha keyifliydi. Ama yine de ilkini izledikten sonra ki “Vay be!” etkisini yaratmayı başaramadı bu film. Hatta çoğu kez uykun geldi ve kafam düştü. O yüzden ben, ilkinin aksiyon açısından daha iyi olduğu kanaatindeyim. 

Sinemada izlemeye değer mi derseniz, yani olsa da olur olmasa da olur, çok iyi bir film değildi. Onun yerine bir kahve içip sohbet ederek daha iyi bir vakit geçirebilirsiniz.. Ama ilk John Wick yazımda da yazdığım gibi, ille de bir filme gidelim diyorsanız diğer seçenekler arasından John Wick, doğru bir seçim olacaktır. Ama, “Sinemada güzel bir film keyfi yapalım!” diyorsanız biraz daha beklemeniz gerekiyor. Çünkü sinemanın “Yakında” takvimi oldukça heyecan verici görünüyor!

Oğuz’un derecelendirmesi; İzlenebilir


Leave A Reply

Your email address will not be published.