Sendikalar ve Tüm İşçilerin Ortak Görüşü Olan Taşerona Ayrımsız ve Şartsız Kadro Talebi TBMM’de

3


375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi 2 Ocak 2018 itibarıyla TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi.

Teklif ile, kamuda taşeron işçi olarak çalışanların sürekli işçi kadrolarına ve Devlet Memurları Kanunu kapsamında daha önce geçici personel olarak çalışanların memur kadrolarına geçirilmeleri, bunlara ilişkin geçiş hükümlerinin düzenlenmesi, ayrıca merkezî ve yerel kamu idarelerinde güvenceli ve sürekli istihdam ilkesinin esas kılınması amaçlandığı belirtildi.

Türkiye’de özellikle son 15 yıllık süre zarfında kamuda taşeronlaştırma hız kazanmış, kadrolu işçilik istisna, taşeron işçilik kural haline gelmiştir. Taşeronlaştırmanın yanı sıra kamuda farklı isim ve unvanlar adı altında geçici ve güvencesiz istihdam biçimleri yaygınlaşmıştır.

24 Aralık 2017 tarihli 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, alt işveren (taşeron) işçileri ile geçici işçiler ve 4-C’li geçici personel hakkında bazı düzenlemeler içermektedir. Anayasa’nın 121. maddesine göre olağanüstü hal süresince “Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” KHK’lar çıkarılabilir. Taşeron işçiler konusunun OHAL ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı açıktır. Dolayısıyla 696 sayılı KHK Anayasaya açıkça aykırıdır.

Taşeron işçilere kadro verilmesinin KHK yoluyla yapılmasının arkasındaki en önemli nedenlerden biri, mağdur edilen ve kapsam dışı bırakılan emekçilerin hak aramasının önüne engel koymaktır. Anayasa Mahkemesi’nin OHAL döneminde çıkarılan KHK’ları incelememe kararı sonrası, emekçilerin hak arama konusunda gidebilecekleri merci yolu kapatılmıştır.

Dolayısıyla yaratılan haksızlık, Anayasa ihlali ve bu duruma Anayasa Mahkemesi tarafından kayıtsız kalınması ile resmileştirilmiştir. Sonuç olarak, milyonlarca yurttaşımızın umutla beklediği bu düzenlemenin, yaratılan haksızlıkların giderildiği bir teklifle TBMM‘de kanunlaşmasının önemi ortadadır.

696 sayılı KHK’da yer alan taşeron işçilerle ilgili düzenlemeler, çağdaş demokrasilerin gereği olan, konuların taraflarıyla görüşülmesi ve karşılıktı uzlaşının sağlanması esaslarına uyulmadan gerçekleştirilmiştir. Milyonlarca emekçiyi doğrudan ilgilendiren bir düzenleme ne işçi konfederasyonları ve sendikalarla, ne taşeron işçi örgütlenmeleri ile ne de konunun uzmanları ile görüşülmeden, adeta kapalı kapılar ardında hazırlanmıştır.

Hukuk yolunun da kapalı olduğu bir dayatma şeklinde verilen karar, doğal bir sonuç olarak yüz binlerce mağdur yaratmıştır. 18 Kasım 2017 tarihinde düzenlenen Taşeron İşçilik Çalıştayında TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK ve taşeron işçi derneklerinin uzlaştığı ve ortaklaştığı bir bildirge kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Konunun doğrudan taraflarının ortak görüşlerinin yer aldığı bu bildirgede yer alan “kamuda çalışan tüm taşeron işçilere ayrımsız, şartsız kadro’’ talebi ve diğer talepler 696 sayılı KHK’da karşılanmamıştır. Bu nedenle de işçilerin ortak görüşlerini içeren bir kanun teklifinin hazırlanması elzem olmuştur.

Çıkarılan KHK’da taşeron işçileri arasında büyük bir ayrım yapılmıştır. İşçiler umutla kadro beklerken, yüz binlerce emekçi kapsam dışında bırakılmıştır. Birçok KİT ve özel bütçeli kuruluş doğrudan, birçok işçi de ihale yöntemi nedeniyle dışarıda bırakılmıştır.

Kamu hizmeti veren yüz binlerce işçinin hiç bir mantıklı gerekçe olmadan kapsam dışı bırakılması, ülkemizdeki iş barışını bozacak niteliktedir ve büyük bir ayrımcılık içermektedir. Keza bu ayrım, Anayasada yer alan eşitlik ilkesine de aykırı düşmektedir.

Oysa kamu hizmetine girmek, kamuda memur ya da işçi olarak çalışmak tüm yurttaşların Anayasal hakkıdır. Kamusal görev, yetki ve sorumlulukların kamu eliyle ve kamu personeli aracılığıyla ifa edilmesi ise sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.

696 sayılı KHK’da yer alan, taşeron işçilerin kadro ve sözleşmeli statüye geçmesi için şart koşulan sınav ve güvenlik soruşturması şartı kabul edilebilir olmanın çok uzağındadır. Yıllardan bu yana hali hazırda bulundukları işi zaten yapan işçilerin sözde yeterliliğini ölçmek için sınava tabi tutmanın makul ve anlaşılır bir gerekçesi bulunmamaktadır.

Ayrıca sözlü sınav ve mülakatlarda, adaylara ne tarz sorular sorulduğu, yurttaşların siyasi görüş, mezhep, köken ve ideolojik sorgulamaya tabi tutuldukları tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir. Dolayısıyla sınav ve güvenlik soruşturmaları yoğun bir şaibeyi de beraberinde getirecektir. Bu nedenle kamuda çalışan tüm taşeron işçilerine ayrımsız şartsız kadro verilmesine yönelik bir düzenleme ihtiyacı doğmuştur.

Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında bu Kanun ile; Kamuda taşeron işçi, yüklenici işçisi, geçici işçi, geçici personel, sözleşmeli personel, idari hizmet sözleşmeli personel, vekil personel, ücretli öğretmen, usta öğretici vb. güvenceden yoksun tüm istihdam biçimlerine son verilmesi amaçlanıyor.

Bu şekilde çalıştırılanların herhangi bir koşul ve şart aranmaksızın devlet memuru ya da kadrolu işçi statüsüne geçirilerek istihdam edilmesi ve iş güvencesi sağlanması, Eşit işe eşit ücret prensibinden hareketle ücret ve hak eşitliğinin sağlanması amaçlanmıştır. Tasarı resmi metni için TIKLAYINIZ.




http://www.mymemur.com.tr/tum-iscilerin-ortak-gorusu-olan-taserona-ayrimsiz-ve-sartsiz-kadro-talebi-tbmmde-94391h.htm

Leave A Reply

Your email address will not be published.